30.05.2008

 

Değerli Basın Mensupları;

 

    Bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta ithal edilen pamuk ipliği ile ilgili yerli üreticiyi koruma adına, yerli üreticiler tarafından anti – damping  soruşturması  açılması için başvuruda bulunulmuş; bunun üzerine ithalatta korunma önlemleri değerlendirme kurulu tarafından  bakanlar kuruluna  iki yüz gün  boyunca  kg. başına  1,03  dolar ek mali yükümlülük alınması için öneride bulunulmasına karar vermiştir. Bu karar her ne kadar iplik üreticisi arkadaşlarımızın lehine göre gözükse de  nihayetinde  iplik  üreticileri de dahil olmak üzere  tüm tekstil  sektörüne  toptan zarar verecek tek taraflı düşünülmüş, sonuçlarının ne tür sıkıntılar doğuracağının hesabı  tam yapılamamış bir  karardır.

 

    Unutulmamalıdır ki; bu ülkede  iplik üretiminin dışında ham ve mamul kumaş üretimi yapan, ve neredeyse  tamamı kobi  niteliğinde  olan  yüzlerce  işletme vardır. Bu işletmeler , türlü sıkıntılar içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, böyle bir kararın onaylanması halinde tamamen yok olmalarına sebep olacaktır. Bu yok oluş silsile yolu ile  sektörü tümü ile etkileyecektir. Dokumacı i terbiyeci ve konfeksiyoncu olmaz ise iplik üreticisi ipliğini kime satacak? Lütfen söyler misiniz? Bu bindiğimiz dalı kesmek değilse  nedir Allah  aşkına…Bunda amaç istihdama katkıda bulunmaksa eğer, dokuma sektörünün iplik sektörünün  kat kat üstünde istihdama faydası vardır. Başvuruda deniliyor ki;  iki yüz gün zaman verilmesindeki gaye, bu dönem zarfında iplik üreticilerinin kendilerini  yenilemesi , verimlilik artışı için gerekli çalışmaları yaparak  girdi maliyetlerinin düşürülmesi  için  zaman  tanınması istenmiştir. Acaba iplik fabrikası yatırımı yapan değerli sanayici arkadaşlarımız, bu yatırımları yaparken Türkiye’ deki maliyetleri bilmiyorlar mıydı?

     Devlet  bu kararla, bu ülkede  tekstil sektöründe yüksek faiz düşük kurdan en az etkilenen ( iplik sermaye ağırlıklı işçiliğin daha az olduğu )  iplik sektörünü korumaya çalışırken, aslında dünya ile en fazla rekabet etmek  zorunda olan ve yüksek faiz – düşük kurdan  en fazla zarar gören dokuma, terbiye ve konfeksiyon sektörlerinin daha da fazla  cezalandırmış olacaktır. Bu sektörlere , maliyetlerini bir cent yükseltecek  her türlü girişim zaten dar boğazda olan sektöre daha fazla zarar verecek, özellikle Denizli  gibi şehirlerde binlerce insan işsiz kalacaktır. Bu karar,  şu anda uygulanmakta olan 5084 sayılı teşvik kanunundan sonra Denizli’ ye  ikinci bir darbe olacak ve bu ülkede devletten hiçbir destek ve yardım almadan ayakta kalmaya çalışan, dürüst   Denizli  sanayicisine ve ihracatçısına  telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir.

     Bu ülkeye dışarıdan binlerce ton pamuk , milyonlarca metre kumaş ithal edilip, iç piyasada değerlendirilmektedir. Madem böyle bir konuma gelecek bu kısıtlama ve koruma yerli çiftçiyi korumak için ithal pamuğa , ithal ham beze , terbiye edilmiş kumaşa , konfeksiyon bitmiş ürüne de gelmelidir.

     Bu ülkede  önceki  teşvik  yasasından  en fazla yararlanan sektör olan iplik sektörünün, bu tek taraflı talebinin değerli bakanlar kurulu üyeleri tarafından dikkate alınmayacağını ve bakanlar kurulumuzun bu konuda sağ duyulu davranacağını umuyoruz.

    Dahilde işlemeyle ilgili iplik alımı yapanlara bu kararın zararı olmayacak deniyor. Sadece D.İ.R.  kapsamında gelecek teminat yükü bile başlı başına bir faciadır. Bu gün mevcut kredilerde bile sıkıntılar varken birde teminat mektubu yükünü sanayici nasıl kaldıracak bilinmez. Üstelik konfeksiyon ihracatı yapan üreticiler iplik alımlarının büyük bir kısmını zaten yerli iplik üreticilerinden almaktadır.                                    Bu kararın olumlu çıkması halinde içeride yapılacak zamlar, dokuma ve konfeksiyon sektörünün  ihracatta rekabet gücünü kaybettireceğini ve hepten yok oluşu başlatacağını  unutmamak gerekir.

     Değerli arkadaşlar ;  hepimiz aynı geminin yolcularıyız, gemi batarsa hep beraber boğuluruz. Bu gemiyi güvenli limanlara götüreceksek eğer el birliği ile hareket etmeliyiz. Sektörümüzdeki sorunları ortak akıl çerçevesinde hepimizin yararına olacak şekilde çözüm bulmalıyız. Kendimiz için doğru kararları  almaya çalışırken başkalarına da zarar vermemeliyiz, yani bir tarafı tamir etmeye çalışırken bütün sistemi bozmamalıyız.

 

 

 

                                                                       BASİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI

                                                                                     İSMAİL   YILMAZ